Severance’ı Özleyenler İçin: Unutulmuş 4 Sezonluk Bilim Kurgu Dizisi

Severance dizisini sevenler için unutulmuş bir alternatif: The Man in the High Castle. Bilim kurgu tutkunları kaçırmasın!

Severance dizisinin bekleyişi sürerken, Prime Video’nun unutulmuş bir bilim kurgu dizisi izleyicileri bekliyor.

2022 yılında Apple TV+’da yayınlanan Severance, televizyonun altın çağının geri dönüşünü bekleyenler için önemli bir yapım oldu. Sadece kurumsal Amerika eleştirisi değil, aynı zamanda Adam Scott’ın başrolünde yer aldığı dizi, ilginç ve özgün bir anlatıma sahip. Şirketin çalışanlarının ev ve iş hayatı anılarını ‘ayırdığı’ hikaye, izleyicileri ikinci sezon beklerken başka bir dizi arayışına yönlendirdi.

Severance Hayranları İçin Alternatif: The Man in the High Castle

Severance dizisi yeni sezonunu beklerken, izleyiciler başka bir zihin bükücü dizi olan The Man in the High Castle ile vakit geçirebilir. Philip K. Dick’in bilim kurgu romanından uyarlanan bu dört sezonluk dizi, Severance hayranlarının ilgisini çekebilecek tüm temaları ve sosyal yorumları barındırıyor. İlk bakışta, The Man in the High Castle ve Severance çok farklı hikayelere sahip gibi görünse de, her iki dizi de benzer anlatım tekniklerini kullanıyor. Alternatif tarih kurgusu, tıpkı Severance’da olduğu gibi, karakterleri bir tuzağa sokuyor.

The Man in the High Castle, 1960’larda Nazi Almanyası’nın İkinci Dünya Savaşı’nı kazandığı bir evrende geçen karakterlerin hayatlarını takip ediyor. Amerika, Üçüncü Reich ve Japon İmparatorluğu arasında bölünmüş durumda. Juliana Crain (Alexa Davalos), Japonya tarafından kolonileştirilmiş San Francisco’da, gizemli bir film rulosu buluyor. Bu film, Müttefiklerin savaşı kazandığı bir gerçekliğin var olduğunu öne sürüyor ve Juliana ile diğer karakterler bu gerçekliğe ulaşmaya çalışıyor. Ancak bu hedefe ulaşmak için aşmaları gereken birçok engel var. Severance’daki Innies gibi, Juliana da bitmeyen bir kâbusun içinde sıkışmış durumda.

İki Dizi Arasındaki Temalar

Her iki dizi de karakterlerin aydınlanma yolculuğunu ve karşılaştıkları zorlukları ele alıyor. Juliana, bu baskıcı faşizmin devam etmesine göz yummak istemiyor. Her iki yapım da izleyicilere umut aşılıyor, ne kadar karamsar görünse de direnç bulma yollarını keşfediyorlar. Severance ve The Man in the High Castle, izleyicilerin dikkatini çeken yüksek kavramsal hikayeler sunuyor. Her iki dizi de şok edici anlar ve sürükleyici cliffhanger’lar ile izleyiciyi ekran başında tutmayı başarıyor.

Kaynak: Collider

29.Peron
29.Peron

Reklamcılık mezunuyum. Bir dönem reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştım; markalara hikâyeler yazdım, sonra o hikâyelerin içine sıkışan emeği fark edip akademiye sığındım. Şu anda Üsküdar Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapıyorum. Çalışma alanım; kreatif endüstri işçilerinin güvencesizliği.

Sosyolojiyle aramda inişli çıkışlı bir aşk var. Hatta bu ilişkinin bana verdiği ilhamla kaleme aldığım Egemen Aşk İdeolojisi Üzerine adlı bir deneme kitabı yazdım — ne diyelim, herkesin bir yarası var.

Uzun lafın kısası: “Bu çocuk bir şeylerle uğraşıyor” desinler, yeter.
“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna hâlâ net bir cevabım yok; ama “neyle dertleniyorsun?” denirse, oturur konuşuruz.

Yazılar: 169

Cevap Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir