
Kazakistan’da beş aktivist, iktidarı ele geçirme girişimi suçlamasıyla hapis cezasına çarptırıldı. Davanın arka planı ve etkileri inceleniyor.
8 Eylül’de, Almatı’da görülen bir davada beş adam, geçen yıl Kazakistan’da iktidarı ele geçirme girişiminde bulundukları iddiasıyla beş ila beş buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanıkların sadece iktidarı şiddet yoluyla ele geçirmeyi savunmakla kalmayıp, aynı zamanda ülke otoritelerine karşı kitlesel huzursuzluk organize etmek ve Cumhurbaşkanlığı konutu Akorda’yı ele geçirme girişiminde bulunmakla da suçlu olduklarına karar verdi.
Kazakistan’da Aktivistlerin Hapis Cezası
Mahkum edilenlerden bazıları, yıllar boyunca birçok sivil protestoda yer almış aktivist geçmişine sahip. Duruşmalar kapalı kapılar ardında gerçekleşirken, dava hem aktivistlerin hem de ulusal insan hakları örgütlerinin dikkatini çekti. Kararın eleştirilmesinin yanı sıra, daha önce aktivistleri hedef alan benzer davalara da dikkat çekildi. Aktivistler, bu tür mahkeme davalarının Kazakhstan hükümetinin muhalefeti kontrol altına alma stratejisinin bir parçası olduğunu savunuyor.
Mahkeme Süreci ve Eleştiriler
56 ile 62 yaşları arasındaki sanıkların tamamı, Kazakistan’da kitlesel isyanları teşvik etmek ve iktidarı ele geçirme suçlamalarından mahkum edildi. Ancak iki sanık, huzursuzlukla ilgili olarak patlayıcı madde bulundurmak ve edinmekten ek suçlamalarla yargılandı. Bu suçlamalar, devlet savcısının her bir sanık için sekiz yıl hapis cezası talep etmesine yol açmıştı. Duruşma Şubat ayında başladığında, beş adam da tüm suçlamaları reddetti. Duruşmanın başında, iki sanığı temsil eden avukatlar, müvekkillerinin sıradan insanlar olduğunu ve suç işlemeye zorlandıklarını ifade etti.
Zhanara Balgabaeva, sanıklardan birinin avukatı, güvenlik güçlerinin aktivistlerin görüşlerini paylaşıyormuş gibi davranan provokatörler kullandığını ve bu kişilerin sanıkları suç işlemeye teşvik ettiğini iddia etti. Balgabaeva, mahkemenin duruşmayı kapalı kapılar ardında yürütme kararını eleştirerek, hukukun üstünlüğü konusundaki endişelerini dile getirdi. “Mahkemeler şeffaflık istemiyor. Herkesi hızlı bir şekilde susturmak istiyorlar” dedi.
Son davanın, aktivistlerin kitlesel huzursuzluk çıkarmak veya doğrudan iktidarı ele geçirmeye çalışmakla suçlandığı bir eğilimi yansıttığı belirtiliyor. 2024 yılından bu yana en az 17 kişi bu tür suçlamalarla hapis cezasına çarptırıldı. Kazakhstan Uluslararası İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Bürosu, ülkenin yargı sisteminin tarafsızlığını sorguladı ve bu davaların, Kazak yetkililerin siyasi muhalifleri susturma taktiği olduğunu öne sürdü.
Kaynak: The Diplomat




