
Trump ve Xi Jinping’in gerçekleştirdiği zirve, sembolik bir anlam taşırken, somut sonuçlar açısından zayıf kaldı.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında 24 Eylül’de gerçekleştirilen zirve, sembolik anlamda önemli bir buluşma olsa da, somut sonuçlar açısından oldukça zayıf geçti. Trump, toplantının başında Xi’yi ağırlamanın kendisi için bir ‘onur’ olduğunu vurguladı ve bu ifadeyi bir dakikada üç kez tekrar etti. Ancak Xi, Trump’ın bu ifadelerine karşılık olarak sadece Washington’da olmaktan ‘memnun’ olduğunu belirtti.
Trump Xi zirvesinin sembolik önemi
Bu durum, zirvenin genel havasını belirledi. Trump, Pekin’deki ziyareti sırasında gördüğü gösterişli ağırlamayı karşılamak için istekliydi. Xi, Washington’daki devlet yemeğinde, iki liderin kısa bir süre içinde karşılıklı olarak devlet ziyaretleri gerçekleştirmesinin ‘eşsiz’ olduğunu belirtti. Xi, zirve sonrası yaptığı açıklamada, ‘Bugün, Başkan Trump ile samimi ve derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdik ve birçok konuda ortak anlayışa vardık’ dedi. Bu durum, Çin-ABD ilişkilerinin stratejik istikrarı için yeni bir yön belirlediğini ifade etti.
Somut sonuçlar ve ticaret anlaşması
Ancak zirvede somut olarak hangi ‘ortak anlayışların’ sağlandığı hemen netlik kazanmadı. Beklenen büyük bir ilerleme yaşanmadı ve en önemli sonuç, aslında zirve öncesinde, 20 Eylül’de yapılan Çin-ABD ekonomik görüşmelerinde ulaşılan bir anlaşmaydı. Bu anlaşma, ticaret ateşkesinin 10 Ocak’a kadar uzatılmasını içeriyordu. İlk olarak Ekim 2025’teki Trump-Xi zirvesinde varılan anlaşma, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini düşürmesini ve Çin’in belirli kritik mineraller üzerindeki ihracat kontrollerini askıya almasını öngörüyordu. Ancak bu anlaşma sadece bir yıl geçerliydi ve Kasım’da sona erecekti.
Birçok uzman, bu uzatmanın beklenildiğini belirtmişti. Ancak uzatmanın sadece iki ay ile sınırlı kalması, bazılarını şaşırttı. Çin’in, Washington’un gözüne girmek için sözlerini yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. Eğer bu sağlanırsa, anlaşmanın bir kez daha uzatılabileceği ifade edildi. Çin ise bu sınırlı uzatmayı bile doğrulamış değil. Çin Dışişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasında, ekonomik ve ticaret görüşmelerinde yeni bir ‘ortak düzenleme’ yapıldığı belirtilse de, bu düzenlemenin ne olduğu hakkında detay verilmedi.
Özetle, Trump ve Xi zirvesinin en önemli pratik etkisi, ticaret savaşının en kötü sonuçlarını durduracak bir anlaşmanın biraz daha uzatılmasıydı. Ayrıca Atlanta Hayvanat Bahçesi için iki panda hediyesi de gündeme geldi. Bu durum, Çin ve ABD arasındaki kırılgan ateşkesin meyvelerini özetliyor.
Ticaret konusundaki sonuçlar karışık olsa da, diğer alanlarda belirsizlikler devam etti. Zirve öncesinde yapay zeka (AI) konusunda yoğun bir tartışma yaşandı. ABD’li AI şirketleri güvenlik endişelerini dile getirmeye başlamıştı. ABD ve Çin’in, endişe verici olayları birbirlerine bildirecek bir ‘AI güvenlik mekanizması’ geliştirebileceği öne sürülmüştü. Ancak Trump, AI üzerinde ek bir denetim çağrısını sürekli reddetti. Trump, AI’nın ‘süper zeka’ olarak adlandırdığı bir konu olduğunu belirterek, ‘Bu büyük bir tartışma konusu olacak, ama onu tam yerinde bırakmak istiyorum’ dedi.
Xi ise AI konusunda daha temkinli bir yaklaşım sergileyerek, ‘AI’nın kötüye kullanılmasını önlemek için ortak bir çaba göstermemiz gerekiyor’ dedi. Ancak onun da önceliği, ABD’nin Çin’in AI gelişimini engelleme çabalarıydı. Sonuç olarak, Xi’nin zirvede Tayvan konusunu da gündeme getirmesi bekleniyordu. Xi, ABD tarafına ‘Tayvan bağımsızlığını desteklememe’ konusunda doğru bir duruş sergilemeleri gerektiğini ifade etti.
Kaynak: The Diplomat




