
Trump ve Xi’nin zirvesi, nadir topraklar konusunda geçici bir rahatlama sağlasa da, kalıcı bir çözüm sunmuyor.
Nadir topraklar, Trump ve Xi’nin gerçekleştirdiği zirve öncesinde gündeme geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı, 21 Eylül’de, Xi Jinping’in Amerika Birleşik Devletleri’ne varışından iki gün önce, nadir toprakların teslimatlarının tamamen yeniden başlatılıp başlatılmadığı, 10 Kasım tarihinin uzatılıp uzatılmayacağı ve Japonya ile olan nadir toprak kontrolünün Washington görüşmelerinde yer alıp almayacağı gibi sorularla karşılaştı. Bakanlık, küresel endüstriyel ve tedarik zincirlerinin güvenli ve istikrarlı tutulması konusundaki taahhütlerini yineledi, ancak çift kullanımlı ihracatların yasal ve güvenlik gerekçelerine tabi olacağını vurguladı.
Nadir Toprak Elementlerinin Stratejik Önemi
Zirvenin merkezinde yatan çelişki, nadir toprakların tedarikine ilişkin kaygıları geçici olarak hafifletse de, siyasi ve düzenleyici engellerin ortadan kalkmasını sağlamayacağıdır. 2025 Nisan’ında, Çin Ticaret Bakanlığı ve Gümrük Genel İdaresi, samaryum, gadolinyum, terbiyum, disprosiyum, lüzyum, skandiyum ve itriyum gibi bazı orta ve ağır nadir toprak elementlerini ihracat kontrollerine tabi tuttu. Bu maddelerin ihracatçıları, lisans almak zorundadır ve bu süreç, Çin’in İhracat Kontrol Yasası ve çift kullanımlı ürünler üzerindeki düzenlemeleri gibi yasal gerekçelere dayanmaktadır. Bu durum, nadir toprakların erişimini sadece ticari bir işlem olmaktan çıkararak, lisanslama, son kullanım incelemesi ve ulusal güvenlik unsurlarıyla şekillenen düzenlenmiş bir sürece dönüştürmektedir.
Çin ve ABD Arasındaki Asimetrik Bağlantılar
Bu durum, zirvenin kısa vadeli baskıları azaltmasına rağmen, Washington’un Çin merkezli kritik mineral tedarik zincirlerinden uzaklaşma çabalarından vazgeçmeyeceğini göstermektedir. 2026 Ocak ayında Beyaz Saray, işlenmiş kritik minerallere olan bağımlılığı ulusal güvenlik meselesi olarak tanımladı ve ABD’nin yerel madencilik kapasitesine sahip olmasına rağmen, genellikle yeterli aşağı akış işleme kapasitesine sahip olmadığını belirtti. Bu bağlamda, zirvenin sağladığı rahatlama geçici olabilir, ancak Washington’un tedarik zinciri çeşitlendirme çabalarını zayıflatmayacaktır.
Nadir topraklar, yalnızca ticareti yapılan mineraller arasında yer almaz; aynı zamanda yüksek performanslı mıknatıslar, elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri, ileri düzey elektronik ve savunma sistemleri gibi endüstrilerin desteklediği stratejik bir konuma sahiptir. Bu durum, nadir toprakların ticari girdiler olmasının yanı sıra, askeri ve teknolojik güç için stratejik bir rol üstlenmesine yol açar. Böyle bir çift kullanımlı profil kazanan bir ürünün erişimi, yalnızca piyasa mantığıyla yönetilmez. Bu durum, Çin’in lisanslama ve son kullanım incelemesi gereksinimlerini güçlendirirken, ABD’nin Çin merkezli tedarik zincirlerine olan bağımlılığının sadece ekonomik bir risk değil, aynı zamanda stratejik bir zayıflık olduğunu vurgular. Zirvede nadir topraklar tartışılabilir, ancak temel stratejik sorunlar kolayca çözülemez.
Kaynak: The Diplomat




