Guy Ritchie’nin The Gentlemen dizisi, Peaky Blinders ve Breaking Bad’in unsurlarını ustaca harmanlayarak dikkat çekiyor.
Son yıllarda Netflix’te harika suç dramaları bulmak zor değil, ancak Guy Ritchie’nin geri dönen dizisi The Gentlemen gerçekten özel bir yapım. Bu dizi, Peaky Blinders ve Breaking Bad gibi ikonik yapımlardan unsurlar barındırarak dikkat çekiyor. Breaking Bad, birçok izleyici tarafından en iyi dizilerden biri olarak kabul ediliyor ve Walter White’ın sıradan bir kimya öğretisinden ünlü bir uyuşturucu lorduna dönüşümünü anlatan bölümleri, izleyicileri derinden etkileyen başyapıtlar arasında yer alıyor.
The Gentlemen ve Suç Dünyası
The Gentlemen, Duke Eddie Halstead’ın babasından miras kalan mal varlığı ile uyuşturucu imparatorluğuna adım atmasını konu alıyor. Başlangıçta babasının kurduğu düzeni sona erdirmeye çalışsa da, Eddie kendisini Bobby ve Susie Glass’ın marihuana işine derinlemesine dahil olmuş buluyor. Eski bir asker olan Duke, işin sadece bir ortaklıkla sınırlı kalmayıp, tüm operasyonu yürütmeye başlamasıyla birlikte karanlık bir dünyaya adım atıyor. Bu durum, Breaking Bad’deki Walter White’ın hikayesine benzerlik gösteriyor; sıradan bir insanın acımasız bir uyuşturucu dünyasına girişi ve geri dönüşü olmayan bir yola girmesi.
İki Farklı Dünya, Aynı Hırs
Eddie’nin motivasyonları Walter’ınkilerden farklı olsa da, her iki karakter de kendi dünyalarındaki şiddet dolu suçlularla başa çıkabileceklerini düşünüyor. Her iki dizi de yasadışı uyuşturucu dünyasına ve insanların imparatorluklarını korumak için neler yapabileceğine odaklanıyor. Ancak, Breaking Bad’in çoğunlukla New Mexico’da geçerken, The Gentlemen İngiltere’nin lüks bölgelerinde geçiyor. Peaky Blinders, daha işçi sınıfı bir ortamda geçmesine rağmen, sunumu The Gentlemen’a daha yakın bir his veriyor.
The Gentlemen, ilk sezonunun ardından ikinci sezonuyla da izleyicileri etkilemeyi başardı. Dizi, Theo James ve Kaya Scodelario’nun uyumlu performanslarıyla dikkat çekerken, Giancarlo Esposito, Vinnie Jones ve Daniel Ings gibi isimler de destekleyici rollerde başarılı bir şekilde yer alıyor. Üst sınıf ortamı ve Guy Ritchie’nin alışılmadık mizah anlayışı, dizinin kendine has bir kimlik kazanmasına yardımcı oluyor. Dizi, izleyicilere keyifli ve sürükleyici bir deneyim sunarken, potansiyelinin daha da büyümesi bekleniyor.
Kaynak: ScreenRant






