Resident Evil’ın En Korkutucu Sahne Tasarımları

Zach Cregger'ın Resident Evil filmindeki en tiksinç sahnelerin arka planı ve tasarım süreci hakkında bilgiler.

Resident Evil'ın En Tiksinç Sahne Tasarımları

Zach Cregger, Resident Evil filminde yer alan en korkutucu sahneleri nasıl tasarladı? İşte perde arkasındaki detaylar.

Resident Evil’ın çekim setinde geçirdiğim zaman, daha önce hiç deneyimlemediğim bir atmosferle karşılaştım. Aralık ayında Prag’daki devasa ses stüdyosunu ziyaret ettiğimde, havada büyük, korkutucu sahne tasarımlarının lateks kokusu ve metalin yanma kokusu karışıyordu. Yerdeki yapay kan o kadar kalındı ki, botlarımın altına yapıştı.

Geçtiğimiz yıl, Polygon ekibi olarak Resident Evil’ın yapımına dair bir basın gezisine katıldık. Bu süreçte, t-virüsün yarattığı dehşeti keşfeden talihsiz bir tıbbi kuryenin ayak izlerini takip ettim. Şimdi film vizyona girdiğine göre, bu yaratım süreciyle ilgili öğrendiklerimi, özellikle de filmin en korkutucu üç sahnesine odaklanarak paylaşabilirim.

Resident Evil’daki Korkutucu Sahneler

Filmdeki ilk korkutucu sahne, Bryan’ın (Austin Abrams) Raccoon City’ye ulaşmaya çalışırken bir kanalizasyona sığınmasıyla başlıyor. Burada, karnı patlayan büyük, çıplak bir adamla karşılaşıyor. Bryan, adamın iyi olup olmadığını sorduğunda, adamın karnından çıkan kanlı fareler ortaya çıkıyor. Biz de seti gezdiğimizde, cep telefonlarımızın ışığıyla bu korkutucu figürü görmek için köşeyi döndüğümüzde benzer bir etkiyi yaşadık. Set, detaylarıyla dikkat çekici bir şekilde tasarlanmıştı ve yürüyormuşuz gibi hissettiren cam elyaf parçalarıyla doluydu.

Bu sahnede kullanılan devasa adam, film için özel olarak elle şekillendirilmişti. Legacy Effects’in kurucu ortağı Shane Mahan, “Bu tür bir heykelin elle yapılması gerektiğini düşündük, çünkü dokuların doğru olması gerekiyordu” dedi. Bu figür, film için yapılan en büyük pratik efekt parçasıydı.

Asansör Sahnesi

Başka bir sahnede, Bryan, Umbrella Corporation’ın Raccoon City Genel Hastanesi’ndeki laboratuvarına çıkmak için asansörü kullanmasının güvenli olmadığını öğreniyor. Bunun üzerine acil çıkış merdivenlerini kullanmaya karar veriyor. Bu merdivenler, film için özel olarak beş ton beton kullanılarak inşa edildi. Ancak Bryan, çabuk yorulunca asansörü denemeye karar veriyor.

Prodüksiyon tasarımcısı Tom Hammock, bu sahne için çalışan beş katlı bir asansör inşa etmenin filmin en büyük zorluğu olduğunu belirtti. Her panel, kamera platformu olarak kullanılmak üzere çıkarılabiliyordu. Ayrıca, asansör hareket ederken Abrams’ı takip edebilmek için özel bir sistem kuruldu.

Asansör sahnesinin büyük bir kısmı, filmde “kusucu” olarak adlandırılan bir canavar tarafından tahrip ediliyor. Bu sahnede, bir aktörün karnına yerleştirilen tüpler aracılığıyla metil selüloz püskürtülüyor. Her çekimde 16 galon bu sıvı kullanılıyor. Sette bulunduğum sırada, VFX ekibi bu canavarın aksiyonunu gösteren bir video paylaştı.

Doğumhanedeki Korku

Resident Evil’ın başında, Bryan, hamile kız arkadaşıyla çocuk sahibi olup olmama konusunda tartışıyor. Bu kaygı, doğumhaneye yaptığı ziyarette oldukça korkutucu bir şekilde ortaya çıkıyor. T-virüs, tüm bebekleri ve doğumhane personelini etkiliyor. Yönetmen Zach Cregger, bu sahnenin Resident Evil serisine yeni korkular eklemek için bir fırsat olduğunu belirtti.

Bu sahneler, hem korku hem de gerilim unsurlarını bir araya getirerek izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Resident Evil’ın yaratım süreci, görsel efektlerin ve pratik efektlerin ustaca bir araya getirildiği bir örnek teşkil ediyor.

Kaynak: Polygon

29.Peron
29.Peron

Reklamcılık mezunuyum. Bir dönem reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştım; markalara hikâyeler yazdım, sonra o hikâyelerin içine sıkışan emeği fark edip akademiye sığındım. Şu anda Üsküdar Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapıyorum. Çalışma alanım; kreatif endüstri işçilerinin güvencesizliği.

Sosyolojiyle aramda inişli çıkışlı bir aşk var. Hatta bu ilişkinin bana verdiği ilhamla kaleme aldığım Egemen Aşk İdeolojisi Üzerine adlı bir deneme kitabı yazdım — ne diyelim, herkesin bir yarası var.

Uzun lafın kısası: “Bu çocuk bir şeylerle uğraşıyor” desinler, yeter.
“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna hâlâ net bir cevabım yok; ama “neyle dertleniyorsun?” denirse, oturur konuşuruz.

Yazılar: 585

Cevap Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir