
Çin, nükleer tesislere karşılıklı ziyaretler için ABD ile görüşmelere başladı. Bu adım, nükleer şeffaflık ve stratejik istikrar arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
6 Ekim’de CNN’in yaptığı habere göre, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin, nükleer tesislere karşılıklı ziyaretler konusunda gayri resmi görüşmelere başladı. Bu önerinin, bu yıl içinde Çinli yetkililerin ABD’li muhataplarıyla gerçekleştirdiği toplantılarda gündeme geldiği belirtiliyor. Görüşmelerde, ABD Enerji Bakanlığı’nın ulusal laboratuvarları ve bunların Çin’deki karşılıkları ele alındı. Ayrıca, ABD’nin nükleer test alanlarına ziyaret düzenleme konusunu da tartışmaya istekli olduğu ifade ediliyor.
nükleer laboratuvar ziyaretleri ve stratejik istikrar
Geçtiğimiz Eylül ayında gerçekleştirilen Çin-ABD liderler zirvesinde, iki ülke arasında ‘saygı, adalet ve karşılıklılık temelinde yapıcı bir stratejik istikrar ilişkisi’ kurulması konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak, zirvede nükleer tesislere karşılıklı ziyaretlerin gündeme gelmediği kaydedildi. Karşılıklı laboratuvar ziyaretleri, sınırlı nükleer şeffaflığın uygulanabilirliğini test etme amacı taşıyabilir ve ‘stratejik istikrar’ hedefinin somut bir uygulama alanı bulmasını sağlayabilir. Fakat, her iki tarafın da kendi ulusal güvenliklerini tehlikeye atmadan birbirlerinin nükleer kurumları, rolleri ve bazı faaliyetleri hakkında bilgi edinip edinemeyeceği sorusu gündemde.
Geçmişteki laboratuvar değişimleri ve günümüzdeki yansımaları
1990’ların ortalarında, ABD ve Çin, ‘ABD-Çin Laboratuvarlar Arası Teknik Değişim Programı’ (CLL) kurmuştu. Bu program çerçevesinde, ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı nükleer silah laboratuvarları ile Çin’in çeşitli kurumları, özellikle Çin Mühendislik Fizik Akademisi, iş birliği yaptı. Bilim insanları, nükleer güçlerin teknik yönetiminden sorumlu olarak iki ülke arasında bilgi alışverişinde bulundu. Ancak bu değişimlerin kapsamı, nükleer silah kontrolü ve yayılmasını önleme ile sınırlıydı. Programın amacı, nükleer tesislerin işletimi ve yönetimi hakkında bilgi alışverişi yaparken, her iki ülkenin ulusal güvenlik çıkarlarını korumaktı.
Çin, Amerikan bilim insanlarını kendi nükleer silah laboratuvarında ve Lop Nur test alanında ağırlamış ve onlara çeşitli tesisleri göstermişti. Ancak, ABD tarafı sadece küçük ölçekli, kısıtlı bir bilgi alışverişine izin vermişti. Başlangıçta, ABD’nin Çinli bilim insanlarını Nevada Test Alanı’nda karşılıklı olarak ağırlama isteği bulunuyordu, ancak bu taahhüt daha sonra geri çekildi. Ayrıca, iki tarafın karşılaştığı başka engeller de vardı. Örneğin, 1996 yılında, her iki tarafın madencilik faaliyetlerinden elde edilen sismik verilerin ortak analizi için yapılan bir plan, Çin Mühendislik Fizik Akademisi tarafından kabul edilmedi. Bunun nedeni, bu çalışmanın kapsamının dışında kalmasıydı.
1990’ların sonlarına gelindiğinde, program, Çin-ABD ilişkilerinin kötüleşmesi nedeniyle durduruldu. Özellikle, 1999 yılında ABD Kongresi tarafından yayımlanan bir rapor, Çin’i nükleer teknoloji çalmakla suçluyordu. Bu teknoloji, Çin’in yeni nesil nükleer silah tasarımlarını üretip test etmesinde kullanıldığı iddia ediliyordu. Her iki tarafın bilim insanları, George W. Bush ve Barack Obama yönetimleri döneminde programı yeniden canlandırmaya çalıştı, ancak bu çabalar da sonuçsuz kaldı.
Geçmişteki laboratuvar değişimleri, ABD ve Çin’in bilgi paylaşımı ve gizlilik gereksinimlerinin bir arada var olduğu bir iletişim biçimi olarak değerlendirilebilir. 1990’ların deneyimi, Çin’in karşılıklı ziyaretler fikrini yeniden gündeme getirmesinin motivasyonunu doğrudan açıklamasa da, bir örnek teşkil ediyor. CNN raporunda belirtilen karşılıklı ziyaretler kavramının, bu tür sınırlı değişimlerin deneyimiyle ne ölçüde örtüştüğü, Çin’in nükleer şeffaflık konusundaki mevcut durumu ile birlikte değerlendirilmelidir.
Çin’in resmi duruşu, niyetlerin şeffaflığını vurgularken, ulusal güvenliği koruma konusuna da önem vermektedir. 2025 tarihli Silah Kontrolü Beyaz Kitabı, ‘Mevcut uluslararası güvenlik durumu göz önüne alındığında, niyetler ve politikalar konusunda şeffaflık en pratik anlamı taşımaktadır’ ifadesini içermektedir. Ancak, 2026 NPT Uygunluk Raporu, ‘uygunsuz şeffaflığın stratejik istikrarı zayıflatabileceğini’ belirtmekte ve nükleer silah devletlerinin şeffaflığı, kendi güvenlik ortamları ve mevcut koşullara uygun olarak adım adım artırmaları gerektiğini savunmaktadır. Bu raporda ayrıca, Mart 2026’da, Çin’in Birleşmiş Milletler’e kalıcı temsilciler, silahsızlanma büyükelçileri ve yaklaşık 20 ülkeden üst düzey temsilcilerle birlikte Chongqing’deki 816 nolu nükleer tesise bir ziyaret düzenlediği belirtiliyor. Bu ziyaret, ‘şeffaflık ve güven inşa edici önlemler’ bölümünde yer alıyor. Ancak, aktif nükleer silah laboratuvarlarına yapılacak ziyaretlerin, politika şeffaflığı ile gizlilik arasında bir orta yol oluşturabileceği düşünülmektedir.
Kaynak: The Diplomat





