Google’ın Reklam İmparatorluğu Bölünme Tehlikesini Atlattı: Mahkemeden Tekel Kararına Rağmen Yapısal Satış Yok

Google'ın reklam işletmesi bölünmedi, ancak Adalet Bakanlığı'nın önerdiği değişiklikler için mahkeme karar verdi.

Adalet Bakanlığı, Google’ın reklam işletmesini bölme çabalarında başarılı olamadı, ancak şirketin uygulamalarında değişiklikler yapması gerektiğine karar verildi.

ABD Adalet Bakanlığı’nın Google’ın dijital reklamcılık faaliyetlerindeki hakimiyetini sınırlamak için yürüttüğü antitröst mücadelesinde yeni bir aşamaya geçildi. ABD’li yetkililer, yıllardır Google’ın arama motoru ve reklam teknolojileri üzerinden dijital ekonomide sahip olduğu gücün rekabeti engellediğini savunuyor. Ancak son gelişme, Google’ın reklam teknolojisi şirketlerinin zorunlu olarak elinden çıkarılması yönündeki en sert talebin mahkeme tarafından reddedilmesiyle sonuçlandı.  

Google’a karşı açılan davaların ilki 2020 yılında başlatıldı ve şirketin internet aramasındaki hakimiyetine odaklandı. ABD hükümeti, Google’ın arama motorunu varsayılan seçenek haline getirmek için yaptığı anlaşmaların rakiplerin pazara erişimini zorlaştırdığını ileri sürdü. Washington’daki federal mahkeme 2024 yılında Google’ın çevrimiçi arama pazarında yasa dışı bir tekel oluşturduğuna hükmetti. Ardından Adalet Bakanlığı, Google’ın Chrome tarayıcısının satılması ve Android gibi stratejik varlıklar üzerinde daha kapsamlı kısıtlamalar uygulanması dahil olmak üzere çeşitli yapısal çözümler gündeme getirdi.  

Ancak Yargıç Amit Mehta, Eylül 2025’te verdiği çözüm kararında hükümetin Google’ı Chrome’dan veya Android’den vazgeçmeye zorlaması yönündeki en sert taleplerini kabul etmedi. Bunun yerine Google’ın bazı dağıtım anlaşmalarını ve iş uygulamalarını değiştirmesini, rakiplerin arama pazarına erişimini kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmasını öngören davranışsal tedbirler getirdi.  

İkinci dava doğrudan reklam teknolojilerini hedef aldı

2023 yılında açılan ikinci dava ise Google’ın arama motorundan farklı bir alanına, dijital reklamların internet sitelerinde satılması ve yerleştirilmesini sağlayan reklam teknolojisi altyapısına odaklandı. Adalet Bakanlığı ve eyaletler, Google’ın yayıncıların reklam alanlarını yönetmek için kullandığı araçlarla reklam borsası arasındaki bağlantıyı kullanarak rakiplerini dışladığını savundu.

Nisan 2025’te Virginia’daki federal mahkemede görülen davada Yargıç Leonie Brinkema, Google’ın yayıncı reklam sunucuları ve reklam borsaları alanlarında yasa dışı tekel gücü oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Google’ın kendi reklam teknolojisi ürünleri arasındaki bağlantıları kullanarak rekabeti zayıflattığı sonucuna vardı. ABD Adalet Bakanlığı da Google’ın satın almalar ve reklam açık artırmalarındaki uygulamaları aracılığıyla 15 yılı aşkın süre boyunca rakiplerini etkisizleştirdiğini ileri sürdü.  

Fakat 2 Eylül 2026’da açıklanan son karar, Google’ın reklam teknolojisi faaliyetlerinin zorunlu olarak parçalanması talebini de reddetti. Brinkema, Google’ın AdX reklam borsasını satması yönündeki Adalet Bakanlığı talebini kabul etmek yerine şirketin işleyişine yönelik davranışsal düzenlemeler getirilmesine karar verdi. Kararın ayrıntılı gerekçesi ve uygulanacak tedbirlerin tamamı, gizli ticari bilgilerin ayıklanması amacıyla geçici olarak mühürlü tutuluyor.  

Google’a reklam pazarında yeni kurallar geliyor

Mahkemenin yapısal bölünme talebini reddetmesi, Google’ın hiçbir değişiklik yapmak zorunda kalmayacağı anlamına gelmiyor. Mahkeme, şirketin rekabeti etkileyen bazı uygulamalarını değiştirmesini istedi. Beklenen düzenlemeler arasında Google’ın reklam açık artırmalarında kendi hizmetlerini kayırmasını sınırlandıracak kurallar ve üçüncü taraf reklam teknolojilerinin Google’ın sahip olduğu gerçek zamanlı verilere daha fazla erişebilmesi gibi önlemler bulunuyor.  

Google açısından karar önemli bir rahatlama anlamına geliyor. Şirket, reklam teknolojisi faaliyetlerinin parçalanmasının yayıncılar, reklamverenler ve diğer müşteriler açısından karmaşık ve maliyetli bir geçiş yaratacağını savunuyordu. Mahkemenin AdX’in satışını zorunlu kılmaması, Google’ın reklam teknolojisi ekosistemindeki temel varlıklarını korumasına olanak tanıyor.  

Big Tech için antitröst mücadelesinde kritik eşik

Google davalarının ortaya koyduğu tablo, ABD’nin teknoloji devlerine yönelik antitröst politikasının önemli bir sınırını da gösteriyor. Mahkemeler Google’ın belirli pazarlarda yasa dışı tekel gücü kullandığı sonucuna varabilmesine rağmen, şirketin temel varlıklarının zorunlu olarak parçalanması konusunda çok daha temkinli davranıyor.

Bu nedenle Google açısından ortaya çıkan sonuç bir “tam zafer” olarak değerlendirilmiyor. Şirket, hem arama hem reklam teknolojileri alanında mahkemeler tarafından rekabet karşıtı uygulamalar nedeniyle sorumlu tutulmuş durumda; ancak bu kararların en ağır sonucu olan zorunlu şirket bölünmesinden şimdilik kurtulmuş bulunuyor. Reuters’ın değerlendirmesine göre reklam teknolojisi davasındaki son karar, ABD’de Big Tech şirketlerinin parçalanmasını hedefleyen antitröst girişimlerinin son dönemde karşılaştığı üçüncü önemli başarısızlık oldu.  

Önümüzdeki süreçte asıl tartışma, Google’ın “tekel” olarak nitelendirilen pazar gücünün davranışsal tedbirlerle gerçekten sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı üzerinde yoğunlaşacak. Çünkü Google’ın arama motoru, reklam teknolojileri, Chrome, Android ve yapay zekâ hizmetleri arasında kurduğu ekosistem, tek tek ürünlerden çok daha geniş bir ekonomik güç alanı oluşturuyor. Bu nedenle ABD’deki antitröst mücadelesinin geleceği, yalnızca Google’ın belirli uygulamalarını değiştirmesiyle değil, dijital platform ekonomisinde “tekel” kavramının nasıl uygulanacağıyla da yakından bağlantılı olacak.

Kaynak: TechCrunch Reuters

Mert Korkmaz
Mert Korkmaz

Reklamcılık mezunuyum. Bir dönem reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştım; markalara hikâyeler yazdım, sonra o hikâyelerin içine sıkışan emeği fark edip akademiye sığındım. Şu anda Üsküdar Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapıyorum. Çalışma alanım; kreatif endüstri işçilerinin güvencesizliği.

Sosyolojiyle aramda inişli çıkışlı bir aşk var. Hatta bu ilişkinin bana verdiği ilhamla kaleme aldığım Egemen Aşk İdeolojisi Üzerine adlı bir deneme kitabı yazdım — ne diyelim, herkesin bir yarası var.

Uzun lafın kısası: “Bu çocuk bir şeylerle uğraşıyor” desinler, yeter.
“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna hâlâ net bir cevabım yok; ama “neyle dertleniyorsun?” denirse, oturur konuşuruz.

Yazılar: 69

Cevap Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir