
Çin, ‘Küresel Güney’ terimini kendi çıkarları doğrultusunda yeniden tanımlamaya çalışıyor. Bu durum, uluslararası ilişkilerde önemli bir değişimi işaret ediyor.
2026 yılında gerçekleşecek olan ABD-Çin zirvesi öncesinde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kırgızistan’ın Bişkek kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) zirvesi ve Hindistan‘daki BRICS zirvesine katıldı. Ayrıca, Ağustos ve Eylül ayları arasında Orta Doğu’yu da ziyaret etti. Bu etkinliklerde Xi, ‘Küresel Güney’ terimini sıkça kullandı. Bu durum, Çin’in SCO ve BRICS’i Küresel Güney’in toplantıları olarak konumlandırma çabasını yansıtıyor. Ancak bu terimin Çin tarafından nasıl anlaşıldığı ve kullanıldığı merak konusu.
Küresel Güney Teriminin Anlamı
Akademik bağlamda, ‘Küresel Güney’ terimi başlangıçta, ‘Güney’ meselelerinin gelişmiş ülkelerde de var olduğunu ifade ediyordu ve Kuzey-Güney ayrımının mekansal olarak ele alınmaması gerektiğini vurguluyordu. Ancak 2020’den itibaren bu terim uluslararası forumlarda farklı bir anlam kazanmaya başladı. Özellikle Ukrayna’daki savaşın ardından, Batılı ülkelerde gelişmiş demokrasiler ile Çin ve Rusya arasında keskin bir ayrım yapıldığına dair bir görüş yayılmaya başladı. Bu durum, kalan ülkeleri ‘Küresel Güney’ olarak tanımlamaya yönlendirdi. Çin, bu duruma karşı temkinli bir yaklaşım sergileyerek, ‘Küresel Güney’ terimini Batı kökenli bir kavram olarak gördü ve bu terimin gelişmekte olan ülkelerle arasına mesafe koyma amacı taşıdığını düşündü.
Çin’in Yeni Yaklaşımı
Buna rağmen, ‘Küresel Güney’ terimi dünya genelinde giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. Özellikle Hindistan’ın 12-13 Ocak 2023 tarihlerinde düzenlediği ‘Küresel Güney’in Sesi Zirvesi’nde Çin’in davet edilmemesi, Pekin için büyük bir şok etkisi yarattı. Ancak bu zirveden sonra Çin’in terime yönelik eleştirileri devam etti. 28 Haziran 2023 tarihinde yürürlüğe giren Dış İlişkiler Yasası’nın ardından, Dışişleri Bakanı Wang Yi, uluslararası konferanslarda ‘Küresel Güney’ terimini alıntı işaretleriyle kullanmaya başladı. Johannesburg’da 25 Temmuz’da yapılan BRICS Ulusal Güvenlik Danışmanları Toplantısı’nda Wang, ‘Küresel Güney’ ifadesini alıntı işaretleriyle kullanırken, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning bu terimin tanımını yaptı: ‘Küresel Güney, gelişen pazarlar ve gelişmekte olan ülkelerin ailesidir.’ Wang Yi, ‘bağımsızlık’, ‘gelişim’ ve ‘adalet’ gibi nitelikleri Küresel Güney’in tanımlayıcı özellikleri olarak sıraladı ve ‘Çin, Küresel Güney’in doğal bir üyesidir ve her zaman gelişmekte olan dünyanın bir parçası olacaktır’ dedi. Bu tanım, gelişmiş ülkelerin kullandığı tanımdan belirgin bir şekilde farklılık gösteriyordu.
Çin, bu yaklaşımındaki değişikliğin nedenini açıklamamış olsa da, terimin dünya genelinde yaygınlaşması ve tanımının belirsiz kalması, Çin’in stratejik bir politika değişikliği yapmasına neden olmuş olabilir. Bu sayede, terimi kendi şartlarıyla tanımlayarak küresel tartışmaları kendi lehine şekillendirmeyi amaçlıyor. Bu durum, Çin’in ‘söylem gücü’ peşinde koştuğu bir örnek olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, yalnızca Wang değil, Xi Jinping de bu terimi alıntı işaretleriyle kullanmaya başladı. Bu, terimin Çin içinde de kullanılabilir hale geldiğini gösteriyor. 2024 yılının sonuna gelindiğinde, Çin belgelerinde ‘Küresel Güney’ ifadesinden alıntı işaretleri kaldırılmaya başlandı. 2025 yılında Wang’ın Qiushi dergisinde yayımlanan bir yazısında da alıntı işaretleri yoktu. Ancak, hâlâ bazı tutarsızlıklar gözlemleniyor. Örneğin, 2025’te bazı Çinli yetkililerin ‘Küresel Güney’ terimini alıntı işaretleriyle kullandığı durumlar mevcut. Ancak bu durumlar giderek azalmaktadır ve 2026’daki SCO ve BRICS toplantılarında Xi Jinping’in ‘Küresel Güney’ ifadesini alıntı işareti olmadan kullanması dikkat çekicidir.
Küresel ölçekte, ‘Küresel Güney’ terimi hâlâ üzerinde anlaşılan bir tanım olmayan bir kavramdır. Her aktör, bu terime kendi anlamını yüklemektedir. Çin, kendisini Küresel Güney’in bir üyesi olarak konumlandırmış ve bu rolü temsil etmeye başlamıştır. Çin, Küresel Güney’i ‘gelişen pazarlar ve gelişmekte olan ülkelerin ailesi’ olarak tanımlamakta ve bu durum, ‘Batı dışı’ olarak tanımlanabilir. ‘Küresel Güney’ terimi üzerindeki bu mücadele, gelişmiş dünya ile Çin arasındaki dünya görüşü farklılıklarını gözler önüne sermektedir. Görünüşte basit olan bu terim üzerindeki rekabet, aslında oldukça karmaşık bir durumu işaret etmektedir.
Kaynak: The Diplomat





