
TEPAV, konut sahipliğinin yoksulluk üzerindeki etkisini inceledi. Kira karşılığı gelir çıkarıldığında yoksulluk oranı artıyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı raporda, yoksulluğun ölçüm yöntemlerini detaylandırdı. Çalışmada, konut sahipliği, yaş ve bölgesel farklılıkların yoksulluk oranları üzerindeki etkileri ele alındı.
Yoksulluk Hesaplamasında Kira Etkisi
TEPAV’ın araştırması, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hane gelirine dahil edilen “kira karşılığı” kavramına dikkat çekiyor. Kendi evinde yaşayan veya kira ödemeyenlerin elde ettiği varsayılan kira değeri, hanelerin barınma avantajını gösterse de, günlük ihtiyaçları karşılamak için kullanılabilir bir gelir oluşturmuyor. Araştırmaya göre, kira karşılığı gelir hesaplamasından çıkarıldığında, 2025’te resmi yoksulluk oranı yüzde 20,6’dan yüzde 23,2’ye yükseliyor. Bu oran, Eurostat’ın hesapladığı yüzde 23,4 seviyesine yakın bir rakam.
Yaşlı Nüfus ve Yoksulluk Oranı
Yıllar içinde kira karşılığının yoksulluk hesaplamalarındaki etkisi, özellikle 65 yaş ve üzerindekiler arasında belirginleşti. 2019’da bu yaş grubundaki yoksulluk oranı yüzde 8,7 iken, 2025’te yüzde 30,8’e yükseldi. Aynı yaş grubunda resmi yoksulluk oranı yüzde 17,2 olarak hesaplanırken, kira karşılığı çıkarıldığında bu oran yüzde 28,2’ye çıkıyor. Bu durum, yaşlı nüfusun yoksulluk durumunu değerlendirirken önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.
Kiracıların Yoksulluk Oranı
Çalışmada, kiracıların konut giderlerinin gelir hesaplamasında yeterince dikkate alınmadığı vurgulanıyor. 2025’te kiracıların yoksulluk oranı yüzde 37,2, ev sahiplerinde ise yüzde 20,4 olarak hesaplandı. Kiracılar, enflasyondan daha fazla etkileniyor; Aralık 2020 ile Aralık 2025 arasında kiracıların karşılaştığı fiyat düzeyi, resmi TÜFE’nin yüzde 9 ila 17 üzerinde kalıyor. Bu farkın büyük kısmı kira artışlarından kaynaklanıyor.
Bölgesel Yoksulluk Farklılıkları
Yoksulluk oranlarının hesaplanmasında kullanılan eşiklerin bölgesel farklılıkları değiştirebileceği de araştırmada yer aldı. Her bölgenin medyan gelirine göre belirlenen yoksulluk sınırı kullanıldığında, en düşük yoksulluk oranına sahip bölgeler arasında Şanlıurfa ve Diyarbakır öne çıkıyor. Ancak Türkiye genelindeki ortak yoksulluk eşiği kullanıldığında, bu bölgelerdeki oranlar önemli ölçüde artıyor.
TEPAV, yoksulluğun daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için kira karşılığı hariç tutularak ve konut giderleri düşülerek hesaplanan oranların düzenli olarak yayımlanmasını öneriyor. Ayrıca, sosyal ödemelerin alım gücünün izlenmesi için yeni göstergelerin geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kaynak: Ekonomim





