
Nathan Fielder ve Lance Oppenheim’in yeni belgeseli, En İyi Film adaylığı için yarışacak mı? Oscar tarihine göre bu zor bir hedef.
Son yıllarda A24 stüdyosunun özel sermaye yatırımları alması, yaratıcı özgürlüğünü kaybedeceği endişelerini beraberinde getirmişti. Ancak bu korkular yersiz çıktı. Stüdyonun büyüme ve genişleme çabaları, özellikle de ‘Backrooms’ gibi farklı bir korku filmi ve ‘Marty Supreme’ gibi döneme dair ilginç bir filmle başarıya ulaştı. Bu filmler, A24’ün gişe rekorlarını kırmasına yardımcı oldu.
A24’ün bu yılki ödül adaylıkları arasında en fazla ilgi çeken yapım, Julianne Moore’un müzikal komedisi veya ‘Big Daddy’ adlı queer yorum değil, hapisteki Theranos kurucusu Elizabeth Holmes hakkında bir belgesel olan ‘You Can See Everything’ oldu. Bu belgeselin çekiciliği, etrafındaki gizemden kaynaklanıyor. Telluride 2026’da gizli bir film olarak gösterileceği bilinen yapım hakkında pek fazla detay bilinmiyor. Bu durum, izleyicilerin ‘Bu belgesel En İyi Film adaylığı alabilir mi?’ sorusunu sormasına neden oldu.
You Can See Everything ve Oscar Yarışı
Colorado’daki festivallerdeki heyecan, belgeselin Oscar yarışındaki şansını sorgulatıyor. A24, belgeselin En İyi Film adaylığı için bir kampanya yürütüyor; zira Akademi’nin belgesel dalında adaylık vermemesi ihtimali var. Daha önce de benzer durumlar yaşandı; örneğin ‘Hoop Dreams’ ve ‘Roger & Me’ gibi belgeseller, En İyi Belgesel dalında aday gösterilmemişti.
IndieWire’dan Anne Thompson, ‘You Can See Everything’ gibi belgesellerin En İyi Film adaylığı almasının zorluğunu özetliyor. Belgeseller, genellikle diğer dal üyeleri tarafından desteklenmiyor. Belgesel yapımcıları, sinematograflar ve editörler gibi birçok branşın üyeleri, genellikle senaryolu filmlerde çalıştıkları için belgesellere daha az ilgi gösteriyorlar.
Belgesellerin Oscar’daki Yeri
Belgesellerin En İyi Belgesel Adaylığı dışında da Oscar’da yer bulduğu örnekler mevcut. Örneğin, ‘Sweet Dreams of Joy’ adlı şarkı, 2025 yapımı ‘Viva Verdi!’ belgeselinden En İyi Orijinal Şarkı dalında aday gösterilmişti. Ayrıca, bazı belgeseller, En İyi Uluslararası Film dalında da adaylık kazanabiliyor. ‘Collective’ (Romanya) ve ‘Flee’ (Danimarka) gibi filmler, hem bu dalda hem de En İyi Belgesel Adaylığı’nda yer almayı başardı. ‘Flee’, aynı zamanda En İyi Animasyon Filmi dalında da aday gösterilerek, belgeseller için en fazla Oscar adaylığına sahip olma rekorunu eşitledi.
Michael Moore’un ‘Fahrenheit 9/11’ filmi de En İyi Belgesel Adaylığı yerine En İyi Film adaylığı için yarışmayı tercih etmişti. Ancak, bu film de büyük bir başarı elde etmesine rağmen En İyi Film adaylığına ulaşamadı. Nathan Fielder ve Lance Oppenheim, sektörde heyecan uyandıran isimler. ‘You Can See Everything’ belgeseli, değişim yaratabilecek bir yapım olarak değerlendiriliyor. Ancak Akademi’nin karar verme süreci oldukça yavaş ilerliyor. Fielder’in diğer projeleri, örneğin Showtime dizisi ‘The Curse’, Emmy ödüllerinde de göz ardı edilmişti. Bu durum, Fielder’in genel kamuoyunda yeterince tanınmadığını gösteriyor.
Kaynak: IndieWire



