
Anya Taylor-Joy, ‘The Witch’ filmiyle korku sinemasında kadın karakter algısını değiştirdi.
Anya Taylor-Joy, 30 yaşında olmasına rağmen film ve televizyon dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiş bir oyuncu. ‘Super Mario’ ve ‘Mad Max’ gibi büyük yapımlarda yer alan Taylor-Joy, ‘The Queen’s Gambit’ dizisindeki performansıyla Altın Küre ödülü kazanmıştı. Bu yıl Apple TV serisi ‘Lucky’de başrol oynamasının yanı sıra, ‘Dune: Part Three’ filminde de önemli bir rol üstlenecek. Taylor-Joy, modern sinemanın en dikkat çekici yıldızlarından biri olarak, kariyerinin başlangıcını ‘The Witch’ filmiyle yaptı. Bu film, korku sinemasındaki ‘son kız’ klişesini tersine çeviren bir hikaye sunuyor.
The Witch Filminin Teması
‘The Witch’, 1630’larda New England’da yaşayan dindar bir Puritan ailesinin hikayesini anlatıyor. Cadılığın, mitlerin ve halk hikayelerinin insanların günlük korkularının temelinde yattığı bir dönemde, kiliseyle yaşanan bir anlaşmazlık sonucu toplumdan dışlanan bu aile, karanlık ormanların kenarına yerleşmek zorunda kalıyor. Film, tarihi bağlamı ile derin bir atmosfer sunarken, karakterlerin kullandığı eski İngilizce, modern izleyiciler için zorlayıcı olabilir. Ancak ‘The Witch’, bir ailenin dayanma noktasına ulaşmasını anlatan basit ama etkileyici bir hikaye sunuyor.
Thomasin’in Trajedisi ve Özgürlüğü
Ailenin en büyük kızı Thomasin, ailenin yeni doğan bebeği Samuel’in kaybolmasından dolayı günah keçisi haline geliyor. Annesi Katherine, kaybettiği çocuğun yasını tutarken, Thomasin’in gelişen bedeni üzerinde şeytani bir etki gördüğünü düşünüyor. Küçük kardeşi Caleb, yalnızlık ve yeni uyanan cinselliği ile Thomasin’e yöneliyor. İkiz kardeşler ise, hayal güçleriyle onu cadılıkla suçluyor. Ailesinin tüm bireyleri onu suçlarken, Thomasin’in çaresizliği artıyor. Filmin sonunda, Black Phillip adındaki keçinin gerçek doğası Thomasin’e açığa çıkıyor ve bu an, onun için bir kurtuluş fırsatı sunuyor.
Thomasin’in Black Phillip ile yaptığı ikonik diyalog, ‘Lezzetli bir yaşam sürmek ister misin?’ sorusu, onun için bir kurtuluş anlamına geliyor. Thomasin, onun kitabına imza atarak, ailesinin korkularıyla yüzleşiyor ve ormana doğru yola çıkıyor. Bu son, pek çok şekilde yorumlanabilir: Thomasin’in ailesinin yıkımına teslim olması ya da kendini özgürleştirerek benzer kaderi paylaşan kadınlarla bir araya gelmesi. Korku sinemasındaki ‘son kız’ genellikle kötülüğü yenerek hayatta kalırken, Thomasin bu sefer kötülüğü kucaklıyor.
‘The Witch’, Anya Taylor-Joy’un kariyerinin başlangıcını simgelerken, aynı zamanda yönetmen Robert Eggers’ı da tanıttı. Eggers, atmosferik ve titizlikle hazırlanmış yapımlarıyla tanınıyor. Her filmi, sinemaya dair benzersiz bir vizyon sunuyor. Eggers, 25 Aralık’ta ‘Werwulf’ filmiyle sinemalara dönecek. Ancak her şeyin başladığı yere dönmek, bir kız, bir keçi ve bir seçim ile başlamak, unutulmaması gereken bir hikaye.
Kaynak: Polygon






