Korku Türü, Eğlence Sektöründe Büyük Bir İş Haline Geldi

Korku türü, film ve oyun dünyasında büyük bir iş haline geldi. Eğlence sektöründeki etkileri ve başarıları inceliyoruz.

Korku Türü, Eğlence Sektöründe Büyük Bir İş Haline Geldi

Korku türü, film, oyun ve televizyon dünyasında büyük bir iş haline geldi. Son yıllarda bu alandaki başarılar dikkat çekiyor.

Korku türü, son yıllarda film, oyun ve televizyon alanlarında büyük bir iş fırsatı haline geldi. Özellikle Resident Evil gibi ikonik oyun serileri, bu türün popülaritesinin artmasına katkıda bulunuyor. Resident Evil Requiem, 2023’te piyasaya sürüldükten sonra 8 milyon kopya satmayı başardı ve bu, Capcom’un en çok satan 14. oyunu oldu. Aynı zamanda, Resident Evil film serisinin yeniden çekimi de büyük bir gişe başarısı elde etme yolunda ilerliyor. Bu durum, Resident Evil markasına olan ilgiyi yeniden canlandırdı ve Game File raporuna göre, bu yıl içinde serinin altı farklı oyunu en az 3 milyon kopya sattı. Capcom, bu durumu ‘yeni ve eski oyunların satışlarının birlikte büyüdüğü erdemli bir döngü’ olarak tanımladı.

Korku Türünün Yükselişi

Korku türü, geçmişte daha niş bir alan olarak görülse de, günümüzde YouTube’un etkisi, bağımsız oyunların popülaritesi ve viral memlerin yaygınlaşmasıyla birlikte önemli bir güç haline geldi. Korku filmleri, diğer türlere göre daha düşük maliyetle üretilebiliyor ve artık büyük gişe başarıları elde edebiliyorlar. Örneğin, 2017 yapımı ‘It’ tüm zamanların en çok gişe hasılatı yapan korku filmi unvanını elinde bulunduruyor. 2019’daki Resident Evil 2 yeniden yapımı ise neredeyse 20 milyon kopya satmayı başardı. 2026 yılı itibarıyla, korku türündeki hitlerin sayısı ve çeşitliliği artarak, izleyicileri korkutmanın büyük bir iş fırsatı olduğunu gösteriyor.

Korku Filmleri ve Streaming Dünyası

2026 yılında korku filmleri, gişe hasılatında dikkat çekici bir başarı elde ediyor. ‘Obsession’ ve ‘Backrooms’ gibi genç yönetmenler tarafından çekilen filmler, toplamda neredeyse 1 milyar dolarlık gişe hasılatı elde etti. Bu filmler, Star Wars gibi köklü serileri ve Steven Spielberg gibi efsanevi yönetmenleri geride bıraktı. Backrooms’un yapım maliyeti yaklaşık 10 milyon dolar, Obsession ise 1 milyon dolardan daha az bir bütçeyle çekildi. Önceki bir örnek olan Iron Lung ise büyük bir stüdyo desteği olmadan 50 milyon dolardan fazla hasılat elde etti. Korku filmleri her zaman daha düşük maliyetle çekilmiş olsa da, şimdi bu yatırımların büyük karşılık bulduğunu görüyoruz.

Ayrıca, streaming platformları da korku içeriklerine büyük yatırımlar yapıyor. Ekim ayı, korku dizileri için adeta bir savaş alanı haline geldi. Amazon, Stephen King’in ‘Carrie’ romanının yeniden yapımını yayınladı. Netflix, Josh Hartnett ve Charlie Heaton’un başrollerde olduğu ‘Below’ adlı altı bölümlük bir deniz canavarı gerilim dizisiyle dikkat çekiyor. Peacock, ‘Crystal Lake’ adlı bir ‘Friday the 13th’ prequel’ı yayınlarken, AMC Plus ise Carrie-Anne Moss’un yer aldığı ‘Yaga’ adlı bir dedektif dizisi sunuyor. Disney Plus ise ‘American Horror Story’nin 13. sezonunu yayınlamaya devam ediyor. Apple TV ise Nisan ayında ‘Widow’s Bay’ adlı bir korku/komedi karışımını yayınlayarak dikkat çekti ve birçok Emmy ödülü kazandı.

Korku türündeki bu yükseliş yalnızca filmlerle sınırlı değil; oyun dünyasında da benzer bir gelişim yaşanıyor. Resident Evil dışında, Silent Hill ve Hellraiser gibi diğer ikonik seriler de bu korku rönesansından faydalanıyor. Bağımsız korku oyunları, Steam gibi platformlarda sürekli en çok satanlar arasında yer alırken, Iron Lung ve Exit 8 gibi filmlerin de kaynak materyali oluyor. Twitch ve YouTube’da korku oyunlarının izlenmesi, bu türün popülaritesini artıran bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.

Kaynak: The Verge

29.Peron
29.Peron

Reklamcılık mezunuyum. Bir dönem reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştım; markalara hikâyeler yazdım, sonra o hikâyelerin içine sıkışan emeği fark edip akademiye sığındım. Şu anda Üsküdar Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapıyorum. Çalışma alanım; kreatif endüstri işçilerinin güvencesizliği.

Sosyolojiyle aramda inişli çıkışlı bir aşk var. Hatta bu ilişkinin bana verdiği ilhamla kaleme aldığım Egemen Aşk İdeolojisi Üzerine adlı bir deneme kitabı yazdım — ne diyelim, herkesin bir yarası var.

Uzun lafın kısası: “Bu çocuk bir şeylerle uğraşıyor” desinler, yeter.
“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna hâlâ net bir cevabım yok; ama “neyle dertleniyorsun?” denirse, oturur konuşuruz.

Yazılar: 1589

2 Yorumlar

Cevap Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir