Çin ve Cibuti, Kızıldeniz Tehditlerine Dikkat Çekti

Cibuti ve Çin, Kızıldeniz'deki tehditlerin küresel ekonomi için ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı.

Çin ve Cibuti, Kızıldeniz Tehditlerine Dikkat Çekti

Cibuti Dışişleri Bakanı, Çin’de Kızıldeniz’deki ticaret yollarının güvenliği hakkında görüşmelerde bulundu.

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdoulkader Houssein Omar, 19-25 Ekim tarihleri arasında Çin’i ziyaret etti. 21 Ekim’de, Çinli mevkidaşı Wang Yi ile bir araya geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsüne göre, iki ülke, Afrika Boynuzu’ndaki durumu ve Kızıldeniz’deki deniz yollarının güvenliğini kapsamlı bir şekilde ele aldı.

Kızıldeniz’deki Tehditler

Kızıldeniz, Cibuti için büyük bir endişe kaynağı haline gelmiş durumda. Cibuti, Afrika Boynuzu’nda, Kızıldeniz ile Aden Körfezi’nin kesişim noktasında yer alıyor. 2026 yılı boyunca dünya, Hürmüz Boğazı’na odaklanmıştı; bu boğaz, dünya genelindeki ham petrol sevkiyatlarının yaklaşık dörtte birini ve LNG’nin beşte birini taşımaktadır. 28 Şubat’ta İsrail ve ABD, İran’a karşı saldırılara başladı. İran, buna karşılık olarak Hürmüz Boğazı’ndaki ticareti durdurdu ve bu durum, boğazdaki trafiği kısıtladı.

Cibuti’nin Stratejik Önemi

Suudi Arabistan, bu durumun ardından bazı petrol sevkiyatlarını Kızıldeniz üzerinden yeniden yönlendirmeye başladı. Suudi petrol sevkiyatları bu güzergah üzerinden neredeyse beş kat artarak günde 1 milyon varilden 4.9 milyon varile yükseldi. Ancak, İran destekli Husi militanlarının yeni saldırıları, bu sevkiyatları tehlikeye atmaya başladı. Eylül ayından itibaren, Husiler Bab el-Mandeb Boğazı’na hakim olma çabalarına başladı; bu boğaz, Yemen ile Cibuti arasında yer alan ve Kızıldeniz üzerinden yapılan sevkiyatlar için kritik bir nokta.

Yemen hükümet güçleri, bölgenin büyük bir kısmını geri almış olsa da, deniz yollarına yönelik tehdit devam ediyor. Washington Post’un haberine göre, İran, 3 Kasım’daki ABD ara seçimlerinden önceki haftaları, ABD Başkanı Donald Trump‘ı zayıflatmak için ‘kritik bir dönem’ olarak görüyor. Bu nedenle, İran Hürmüz Boğazı’ndaki saldırılarını artırırken, Husilerin de Kızıldeniz’de benzer bir şekilde hareket etmesi bekleniyor.

Bu durum, Cibuti gibi bölgesel devletlerin karşılaşmak zorunda kaldığı zorlukları artırıyor. Çin, dünyanın en büyük ihracatçısı olarak bu durumdan doğrudan etkileniyor. Wang ve Omar, görüşmelerinde deniz yolu tehditlerini ele almanın yanı sıra, bu konu hakkında ortak bir bildiri de yayınladılar.

Ancak, bildiride yeni bir şey yoktu; daha çok iki ülkenin kaygılarını ifade etme aracı olarak kullanıldı. Cibuti ve Çin, Kızıldeniz’deki gerilimlerin küresel ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, özellikle de Afrika Boynuzu’ndaki ticaret, yatırım, enerji ve gıda güvenliği açısından önemli olduğunu belirtti. Ancak, sorunun çözümünün diğer ülkelere ait olduğunu da vurguladılar.

Ortak bildiride, ‘tüm tarafları’ diyalog ve diplomasi yoluyla Orta Doğu’daki ciddi sorunları ele almaya çağırdılar. Ancak, ne Cibuti ne de Çin’in bu diyalog ve diplomasi için yeni adımlar atacağına dair bir işaret yok.

Kaynak: The Diplomat

29.Peron
29.Peron

Reklamcılık mezunuyum. Bir dönem reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştım; markalara hikâyeler yazdım, sonra o hikâyelerin içine sıkışan emeği fark edip akademiye sığındım. Şu anda Üsküdar Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapıyorum. Çalışma alanım; kreatif endüstri işçilerinin güvencesizliği.

Sosyolojiyle aramda inişli çıkışlı bir aşk var. Hatta bu ilişkinin bana verdiği ilhamla kaleme aldığım Egemen Aşk İdeolojisi Üzerine adlı bir deneme kitabı yazdım — ne diyelim, herkesin bir yarası var.

Uzun lafın kısası: “Bu çocuk bir şeylerle uğraşıyor” desinler, yeter.
“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna hâlâ net bir cevabım yok; ama “neyle dertleniyorsun?” denirse, oturur konuşuruz.

Yazılar: 2121