
Döviz borcu bulunan şirketler için kur farkı zararı hesaplamalarında süre uzatıldı. Yeni düzenleme ile 2028’e kadar geçerli olacak.
Döviz borcu bulunan ve sermaye kaybı riskiyle karşılaşan şirketler için önemli bir düzenleme yapıldı. Ticaret Bakanlığı tarafından alınan karar doğrultusunda, sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarında belirli zarar ve giderlerin dikkate alınmamasını sağlayan geçici uygulamanın süresi bir yıl daha uzatıldı. Bu değişiklik, 10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğle yürürlüğe girdi ve 1 Ocak 2027 olarak belirlenen tarih, 1 Ocak 2028 olarak değiştirildi.
Kur Farkı Zararı Hesaplamaları Üzerindeki Etkiler
Yeni düzenleme, özellikle döviz cinsinden yükümlülükleri olan şirketlerin kur farkı zararı kaydettikleri durumlarda sermaye kaybı ve borca batıklık değerlendirmeleri açısından büyük önem taşıyor. Şirketler, henüz yerine getirilmemiş yabancı para cinsinden yükümlülüklerden kaynaklanan kur farkı zararlarını, bu hesaplamalarda dikkate almaktan muaf tutulabiliyor. Böylece döviz kurlarındaki dalgalanmalar nedeniyle finansal tablolarında kur farkı zararı oluşan şirketlerin hesaplamaları etkileniyor ve bu zararların Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi çerçevesindeki değerlendirmelerde yarattığı olumsuz etki sınırlandırılabiliyor.
Geçici Uygulamanın Kapsamı ve Giderler
Geçici düzenleme, yalnızca belirli koşullardaki yabancı para yükümlülüklerinden doğan kur farkı zararlarını kapsamaktadır. Bunun yanı sıra, 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralama, amortisman ve personel giderlerinin toplamının yarısı da sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarında dikkate alınmayabiliyor. Ancak bu imkân yalnızca belirtilen yıllara ilişkin giderleri kapsamakta ve mevcut uygulamanın geçerlilik süresini uzatmaktadır.
Düzenlemenin önemli bir noktası, hesaplama kolaylığının muhasebe kayıtlarındaki zararları ortadan kaldırmamasıdır. Hesaplama dışında bırakılan tutarlar, finansal tablolardan silinmemekte; bunun yerine bilgi amaçlı olarak finansal tablo dipnotlarında gösterilmektedir. Bu durum, şirketin döviz yükümlülüğü ve oluşan kur farkı zararı veya borçlarını ödeme sorumluluğunun devam ettiği anlamına gelmektedir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi, sermaye kaybı yaşayan veya borca batıklık riski bulunan şirketler için çeşitli yükümlülükler öngörmektedir. Sermaye ile kanuni yedek akçelerin toplamının en az yarısının zarar nedeniyle karşılıksız kalması durumunda, yönetim organının genel kurulu toplantıya çağırması ve mali durumun iyileştirilmesine yönelik önlemleri sunması gerekmektedir. Kaybın üçte iki seviyesine ulaşması hâlinde ise sermayenin azaltılması, tamamlanması veya artırılması gibi seçenekler gündeme gelmektedir.
Sonuç olarak, 10 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenleme, şirketlerin Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi kapsamındaki yükümlülüklerini kaldırmamakta; ancak belirli zarar ve giderlerin hesaplamalarda dikkate alınmamasına yönelik geçici uygulamanın süresini uzatmaktadır. Şirketler, bu kapsamda sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarını 1 Ocak 2028’e kadar mevcut geçici uygulama çerçevesinde yapabilecekler. Süre uzatımı, kur farkı zararlarının sermaye yapısı üzerindeki etkisini değerlendiren şirketler için önemli bir fırsat sunmaktadır.
Kaynak: Sabah Ekonomi





