
Eylül’deki faiz artışının ardından Ekim’de yeni bir artış beklenirken, piyasalardaki değişiklikler bu beklentiyi azalttı. Fed’in kararları Aralık’a kaydırıldı.
Eylül ayında gerçekleştirilen faiz artışının ardından, piyasalarda Ekim ayında yeni bir faiz artışı yapılacağına dair beklentiler oldukça yüksekti. Bu beklentiler, %70 seviyelerine kadar çıkmıştı. Ancak, New York Fed Başkanı John Williams ve Başkan Yardımcısı Philip Jefferson’ın açıklamaları sonrasında bu tablo değişti. İki yetkili de, merkez bankasının Ekim ayında faiz artırmak için acele etmediği mesajını verdi. Bu açıklamalar sonrasında, Ekim ayındaki faiz artışı beklentisi %25 seviyesine kadar geriledi. Goldman Sachs ve RBC Capital Markets gibi büyük finans kuruluşları da Ekim beklentilerini geri çekerek, takvimlerini Aralık ayına kaydırdı.
Fed faiz artışı neden ertelendi?
Bu değişimin arkasında, yeni bir istihdam ya da enflasyon verisi bulunmuyor. Asıl etken, tahvil piyasasındaki gelişmeler. Fed’in 16 Eylül’de gerçekleştirdiği faiz artışının ardından, 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi %5 seviyesinden %5,25’e yükseldi. Uzun vadeli faizlerdeki bu 25 baz puanlık artış, ekonomik etkileri bakımından Fed’in bir faiz artışıyla eşdeğer bir durum yaratıyor. Bu durum, yatırımları pahalılaştırarak, borçlanmayı yavaşlatıyor ve talebi azaltıyor. Dolayısıyla, Fed’in Ekim ayında faiz artırmaktan kaçınmasının önünü açıyor; zira piyasa zaten Fed’in yapması gerekeni gerçekleştirmiş oluyor.
Fed’in stratejisi ve siyasi takvim
Fed Başkanı Kevin Warsh, yatırımcıların her toplantı öncesinde Fed’in açıklamalarına odaklanmak yerine, doğrudan ekonominin gidişatına dikkat etmelerini istiyor. Williams’ın, ‘Yılın ilerleyen dönemlerinde bir artış uygun olabilir ama acil bir hareket gerekmiyor’ açıklaması da bu stratejinin bir parçası. Eski Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester’ın uyarısı ise, piyasaların kararlarını kendi başlarına tahmin etmesine izin vermenin sınırları olduğunu hatırlatıyor. Ekim ayındaki toplantının ardından, Aralık ayına kaydırılmasının iki ana nedeni bulunuyor. Birincisi, kamu ve özel sektör borçlarının, önceki sıkılaştırma dönemlerine göre çok daha yüksek seviyelerde olması. Bu durumda, uzun vadeli faizlerin hızla %5,25’e çıkmasının ekonomiye etkisini ölçmek zor. Fed, bu etkiyi gözlemlemeden bir adım atmak istemiyor. İkincisi ise siyasi takvim. Fed’in 27-28 Ekim’deki toplantısı, ara seçimlerden sadece 6 gün önce gerçekleşecek. Bu kadar yakın bir tarihte yapılacak bir faiz artışı, merkez bankasını doğrudan siyasi tartışmaların içine çekebilir. Williams ve Jefferson’dan gelen ‘acelesi yok’ mesajı, bu riski yönetmek amacıyla verilmiş gibi görünüyor. Sonuç olarak, Fed’in Ekim ayında durumu izlemeyi, Aralık ayında ise tahvil piyasasının durumuna göre karar vermeyi tercih edeceği anlaşılıyor.
Kaynak: Ekonomim






[…] Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim‘de gerçekleştireceği toplantıda faiz oranlarında herhangi bir değişiklik […]