Küresel Borçlar 2026’nın İlk Yarısında 365 Trilyon Doları Aştı

Küresel borçlar 2026'nın ilk yarısında 365,5 trilyon dolara ulaştı. Yükselen faiz oranları ve mali baskılar etkili oldu.

Küresel Borçlar 2026'nın İlk Yarısında 365 Trilyon Doları Aştı

Küresel borçlar, 2026’nın ilk yarısında 365,5 trilyon dolara ulaştı. Artışın büyük kısmı kamu ve finans dışı şirketlerden kaynaklandı.

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), 2026’nın ilk yarısına ilişkin ‘Küresel Borç Monitörü’ raporunu yayımladı. Rapora göre, küresel borçlar bu yılın ilk altı ayında 365,5 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre 10 trilyon dolardan fazla bir artış gösterdi. Ancak, bu artış, 2025 yılının ilk yarısında kaydedilen 21 trilyon dolarlık artışın yarısından az bir seviyede kaldı.

Küresel Borçların Artış Nedenleri

Artışın arkasında yatan nedenler arasında yükselen faiz oranları, artan borç servis maliyetleri ve enerji fiyatlarındaki artış yer alıyor. Ayrıca, İran ile yaşanan çatışmaların da ihraççıların güveni üzerindeki olumsuz etkileri bu durumu daha da derinleştirdi. Borç artışının büyük bir kısmı kamu ve finansal olmayan şirketlerden kaynaklanırken, bu sektörlerin borçları da yeni rekor seviyelere ulaştı.

Küresel Borç Dağılımı ve Gelişen Pazarların Rolü

Yılın ikinci çeyreği itibarıyla, hanehalkı borçları 65,7 trilyon dolara, finansal olmayan şirket borçları 105,1 trilyon dolara, kamu borçları 110,5 trilyon dolara ve finansal sektör borçları 84,3 trilyon dolara yükseldi. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda borç artışı dikkat çekici bir şekilde devam ediyor. Bu ülkelerin toplam borcu, 2026’nın ikinci çeyreğinde 110,6 trilyon dolara ulaşırken, artışta en büyük payı Çin üstlendi. Gelişmiş ülkelerde ise borç birikimi yavaşlamış durumda, ancak mali baskılar hala sürüyor.

ABD, Fransa, İngiltere ve Japonya gibi ülkeler büyük bütçe açıkları ve artan faiz giderleri ile karşı karşıya kalıyor. Küresel borcun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı ise yaklaşık yüzde 310 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, 2021’in başındaki zirvenin yaklaşık 25 puan altında kalmış durumda. Ancak bu iyileşmenin, gerçek anlamda borç yükünün azaltılmasından ziyade yüksek enflasyondan kaynaklandığı ifade ediliyor.

Türkiye’de de benzer bir durum söz konusu. Bu yılın ikinci çeyreğinde hanehalkı borçlarının GSYH’ye oranı yüzde 10,2’den yüzde 10,6’ya yükselirken, finansal olmayan şirket borçlarının oranı yüzde 39,3’ten yüzde 38,4’e geriledi. Kamu borcunun oranı ise yüzde 26,6’dan yüzde 25,1’e düştü.

Gelişmiş ekonomilerin faiz harcamaları, küresel yapay zeka harcamalarını geride bırakmış durumda. G7 ülkelerinde kamunun ortalama borçlanma maliyetleri son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, yıllık faiz giderleri yaklaşık yüzde 85 oranında artış gösterdi. Gelişmiş ekonomiler, yalnızca uluslararası piyasalarda işlem gören devlet tahvilleri için son bir yılda 3,5 trilyon doların üzerinde faiz ödemesi gerçekleştirdi.

Kaynak: AA Ekonomi

29.Peron
29.Peron

Reklamcılık mezunuyum. Bir dönem reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştım; markalara hikâyeler yazdım, sonra o hikâyelerin içine sıkışan emeği fark edip akademiye sığındım. Şu anda Üsküdar Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapıyorum. Çalışma alanım; kreatif endüstri işçilerinin güvencesizliği.

Sosyolojiyle aramda inişli çıkışlı bir aşk var. Hatta bu ilişkinin bana verdiği ilhamla kaleme aldığım Egemen Aşk İdeolojisi Üzerine adlı bir deneme kitabı yazdım — ne diyelim, herkesin bir yarası var.

Uzun lafın kısası: “Bu çocuk bir şeylerle uğraşıyor” desinler, yeter.
“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna hâlâ net bir cevabım yok; ama “neyle dertleniyorsun?” denirse, oturur konuşuruz.

Yazılar: 766

Cevap Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir