Xenogears’taki Solaris: İnsan Doğasına Dair Rahatsız Edici Bir Yolculuk

Xenogears'taki Solaris, insan doğasına dair derin bir bakış sunarak, karmaşık ve düşündürücü bir yolculuğa davet ediyor.

Xenogears, karmaşık hikayesiyle dikkat çekerken, Solaris krallığı insan doğasının karanlık yönlerini gözler önüne seriyor.

Xenogears, PS1 döneminin en ilginç JRPG’lerinden biri olarak öne çıkıyor. Oyun, ikinci yarısındaki format değişikliği nedeniyle belki en iyi JRPG olarak anılmasa da, düşündürücü hikayesi ile dikkat çekiyor. Özellikle ilk yarısı, şimdiye kadar anlatılmış en iddialı ve karmaşık anlatılardan biri olarak kabul ediliyor. Her oynayışımda yeni detaylar keşfediyorum ve bu hikaye üzerine yazacak bir kitap kaleme almam gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu yazıda, oyunun sonlarına yaklaşırken tanıştığımız Solaris krallığına odaklanacağım.

Xenogears Solaris’in Temaları

Xenogears, karmaşık bir hikaye yapısına sahip. Oyun, Eldridge adlı bir koloninin bir gezegene çarpmasıyla başlıyor ve ekranda ‘Tanrılar gibi olacaksınız’ yazısı beliriyor. Binlerce yıl sonra, Kislev ve Aveh arasında bir savaş patlak veriyor. Ana karakter Fei, yaşadığı flashbacklerin anlamını çözmeye çalışırken, aynı zamanda içsel çatışmalarıyla başa çıkmak zorunda kalıyor. Solaris, Ethos adlı dini bir grup ve Gebler adlı gizli bir askeri oluşum tarafından yönetiliyor ve bu iki grup, yüzeydeki halkı birbirine düşürmek için çaba sarf ediyor.

Solaris Krallığı ve İnsan Doğası

Solaris’e ilk adım attıklarında, ekip fiziksel olarak ters bir şekilde yürümeye başlıyor. Bu durum, bildikleri her şeyin altüst olacağının bir işareti gibi görünüyor. Fei, gruptan ayrılarak şehrin en alt sınıfı olan 3. Sınıf F Bloğu’na düşüyor. Burada, bir vatandaşın ‘Sizlerin hepsinde bir sorun var! Günlerce makineler gibi çalışıyorsunuz. Hiç iradeniz yok! Bu yaşam değil!’ diye haykırdığını duyuyor. Güvenlik güçleri tarafından yakalanan bu kişi, bir çukura atılarak öldürülüyor. Diğer vatandaşlar ise bu duruma itiraz etmiyor, aksine, ‘Böyle isyankarlar yüzünden hepimiz ceza alıyoruz’ diyerek durumu kabulleniyorlar.

3. sınıf vatandaşlar, ‘İşçi Arı’ olarak adlandırılıyor ve Solaris’in temelini oluşturan manuel iş gücünü sağlıyorlar. Bu insanlar, neredeyse atılacak kadar değersiz görülüyor. Ayrıca, başka bir hücredeki bir kişi, ‘yeniden düzenlenmekten’ korkarken, Tanrı’dan yardım istiyor ama duaları yanıt bulmuyor. Solaris’teki bu ‘yeniden düzenleme’ süreci, beyin yıkama ve unutkanlıkla birleşiyor ve kaçmaya çalışanları hedef alıyor. Bu durum, dilin de bir baskı aracı olarak kullanıldığını gösteriyor.

Kaynak: Kotaku

29.Peron
29.Peron

Reklamcılık mezunuyum. Bir dönem reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştım; markalara hikâyeler yazdım, sonra o hikâyelerin içine sıkışan emeği fark edip akademiye sığındım. Şu anda Üsküdar Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapıyorum. Çalışma alanım; kreatif endüstri işçilerinin güvencesizliği.

Sosyolojiyle aramda inişli çıkışlı bir aşk var. Hatta bu ilişkinin bana verdiği ilhamla kaleme aldığım Egemen Aşk İdeolojisi Üzerine adlı bir deneme kitabı yazdım — ne diyelim, herkesin bir yarası var.

Uzun lafın kısası: “Bu çocuk bir şeylerle uğraşıyor” desinler, yeter.
“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna hâlâ net bir cevabım yok; ama “neyle dertleniyorsun?” denirse, oturur konuşuruz.

Yazılar: 152

Bir yorum

Cevap Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir