“The Gentlemen” geri döndü: Aristokrasi ve suç dünyası yeniden karşı karşıya.
Bridgerton” İngiliz aristokrasisinin gösterişli dünyasını romantizm ve ihtişam üzerinden yeniden popülerleştirirken, “The Gentlemen” aynı malikâne kültürünü çok daha karanlık bir hikâyenin merkezine yerleştiriyor. Guy Ritchie imzalı yapımda İngiliz soyluluğu, suç dünyasıyla iç içe geçen bir güç ilişkileri alanı olarak ele alınıyor. Theo James’in canlandırdığı Eddie Horniman, miras yoluyla büyük bir aristokratik mülkün sahibi olurken kendisini kısa sürede yasadışı faaliyetlerin ortasında buluyor. Kaya Scodelario’nun hayat verdiği Susie Glass ise İngiliz suç dünyasının güçlü isimlerinden biri olarak Eddie’nin karşısında belirleyici bir konuma yerleşiyor. Dizi, ikinci sezonunda daha yüksek tempolu çatışmalar, daha büyük suç ağları ve karakterlerin ekonomik güçleriyle doğrudan bağlantılı yeni bir görsel dünya vadediyor.
Yapımın dikkat çekici yönlerinden biri, İngiliz aristokrasisinin yalnızca hikâyenin dekoru olarak kullanılmaması. Malikâneler, kırsal yaşam, geleneksel kıyafetler ve aristokratik görgü kuralları karakterlerin toplumsal konumlarını belirleyen unsurlar olarak öne çıkıyor. Kostüm tasarımcısı Loulou Bontemps’in değerlendirmeleri de bu yaklaşımı destekliyor. İngiliz aristokrasisi ile kırsal giyim geleneğinin belirli kurallar ve tarihsel kodlar üzerinden şekillenmesi, dizinin kostüm tasarımında ayrıntılara özel bir önem verilmesini gerektiriyor. Böylece karakterlerin ne giydiği, yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıkarak sınıfsal konumlarını ve sahip oldukları toplumsal itibarı yansıtan bir anlatı aracına dönüşüyor.
İlk sezonda Eddie’nin miras aldığı malikânenin suç ekonomisiyle bağlantısını keşfetmesi üzerinden ilerleyen hikâye, ikinci sezonda İngiltere sınırlarını aşan daha geniş bir suç ağına yöneliyor. Eddie ve Susie’nin karşı karşıya olduğu güç mücadeleleri uluslararası bir boyut kazanırken, İtalya’nın mafya kültürü ve bu kültürün popüler kültürde oluşturduğu estetik imgelem hikâyenin yeni aşaması için önemli bir zemin oluşturuyor. İngiliz aristokrasisinin geleneksel ve kontrollü görünümü ile İtalyan suç dünyasının daha gösterişli ve teatral atmosferi arasındaki karşıtlık, dizinin görsel dünyasını da genişletiyor.
Karakterlerin ekonomik ve toplumsal konumlarının değişmesi, kostümlere de doğrudan yansıyor. Eddie ve Susie’nin suç dünyasındaki etkilerinin ve maddi güçlerinin artmasıyla birlikte kıyafetleri daha gösterişli ve daha pahalı bir görünüm kazanıyor. Bu değişim, dizinin sınıf ve statü anlatısının önemli parçalarından biri haline geliyor. Para burada yalnızca karakterlerin sahip olduğu ekonomik bir kaynak olarak değil, beden üzerinde taşınan ve başkalarına gösterilen bir toplumsal güç biçimi olarak temsil ediliyor.
Bu nedenle “The Gentlemen”, İngiliz aristokrasisini suç dünyasıyla karşı karşıya getirirken iki farklı güç biçimini aynı anlatı içerisinde buluşturuyor: tarihsel olarak miras alınan sınıfsal ayrıcalık ile suç ekonomisi üzerinden elde edilen yeni servet. Malikâne bu iki dünyanın kesiştiği temel mekâna dönüşüyor. Eddie’nin aristokratik mirası ile Susie’nin suç ağındaki konumu arasındaki ilişki, dizinin sınıf, servet ve iktidar arasındaki bağlantıları popüler kültürün hızlı ve stilize anlatım biçimi içerisinde işlemesine olanak sağlıyor.
İkinci sezonun uluslararasılaşması da bu nedenle yalnızca hikâyenin coğrafyasını genişletmek anlamına gelmiyor. İngiliz kırsalındaki malikâne ile uluslararası suç ekonomisi arasındaki bağlantı güçlendikçe dizinin temel çatışması da daha geniş bir ekonomik ve kültürel alana taşınıyor. Guy Ritchie’nin kendine özgü mizahı, şiddet kullanımı ve hızlı anlatımıyla birleşen bu yapı, “The Gentlemen”ı klasik İngiliz aristokrasi anlatılarından ayırırken dizinin temel cazibesini oluşturan lüks, suç, sınıf ve gösteriş bileşimini daha da belirgin hale getiriyor.
Kaynak: Variety Reuters The Guardian
